Özlem Avcıoğlu: Mumbai

Dhobi Ghat

Mumbai veya eski adı ile Bombay’a on sene önce gitmiş ve bayılmıştım. Geçen ay gittiğimde ise Mumbai’nin aynı Londra, New York, Hong Kong, Shanghai gibi genç, dinamik, enerji dolu, değişken ve arada sırada ziyaret edilmesi gereken dünya şehirlerinden biri olduğuna kesinlikle karar verdim.

Zor bir şehir Mumbai… Hindistan’ın kültür, sanat ve ticaret başkenti ama aynı zamanda, yoksulluğun, kalabalığının, kargaşanın ve trafiğin de bol olduğu çok büyük bir şehir… Ve tabii ki Bollywood denen hayal makinasının, zenginliğin de başkenti…

Mumbai demek, tezatlar demek… Bir yanda yokluk, diğer yanda varlıklı, ışıltılı bir dünya. Bir yanda gecekondular, sokakta uyuyanlar diğer yanda muhteşem bir kolonyal mimari… Hatta 65 katlı bir gökdelende yaşayan tek aile… Ama enerjisi ve İstanbul’a benzerlikleri ile sizi hemen içine çeken bir şehir. 24 saat yaşayan, mutlaka görülmesi, deneyimlenmesi gereken bir başka dünya…

Benim önerim bu büyük şehir için en az üç gün ayırmanız. Önce görmeden dönmemeniz gereken yerlerden başlayalım

Gateway of India (Hindistan’a Giriş Kapısı)

Hindistan’a yalnız gemi ile ulaşımın mümkün olduğu eski dönemlerde ilk ayak basılacak yer Mumbai olduğu için Hindistan’a giriş kapısı adı verilen anıt, İngiltere Kralı V. George’un 1911 yılındaki Hindistan ziyaretini ölümsüzleştirmek üzere 1924 tarihinde yapılmış. Mimari olarak 16. yüzyıl Gujarat İslam sanatı ile Gotik zafer anıtı tarzlarının karışımı olan bu anıtın etrafı günün her saatinde gezmeye gelenlerle dolup taşıyor. Özellikle gün doğarken uçan martılar ve balıkçı tekneleri arasında çok mistik bir havaya bürünüyor.

Dhobi Ghat

Dünyanın en büyük açık çamaşırhanesi ve şehrin en ilginç yeri Dobi Ghat… Bu çamaşırhane, tüm Mumbai’nin kuru temizleme ve çamaşır yıkama dükkanlarından gelen çamaşırların; topluca yıkandığı, kurutulduğu ve ütülendiği bir yer. Her dükkan, kendi koduyla ve sipariş numarasıyla aldığı çamaşırları işaretler. Tüm Mumbai’den toplanan çamaşırların miktarını siz düşünün. Burada, on binlerce çamaşırın aynı yerde yıkanıp temizlenmesi ve birbirine karıştırılmadan tekrar sahibine iletilmesi gibi müthiş bir organizasyon gerçekleştirilmekte. Tavsiyem içeri girmek için biraz bahşiş verin ve aralarına karışın. Dünyanın en ilginç deneyimlerinden biri.

Chhatrapati Shivaji Terminali

Şehrin en görkemli yapısı olan tren terminali Gotik tarzda 19. Yüzyılda İngilizler tarafından inşa edilmiş. Dışından heybetli görünen binanın içine girince sizi bambaşka bir dünya bekliyor. Trenlere yetişmeye çalışan insanlar, sadece kadınlara ait süslü vagonlar, yerde uyuyanlar, dakikalarca durup seyredilesi hayatlar… Bu ihtişamlı yapı başlı başına bir dünya.

Nerede Kaldım, Ne Yedim, Nereden, Ne Aldım?

Four Seasons, Oberoi gibi oteller olsa da Mumbai’de benim için kalınacak tek bir otel var ki, Taj Mahal Palace’ın Saray bölümü odaları… Gate of India’nın hemen karşısında yer alan otel, önce lokasyonu ile büyülüyor. Şehrin en lüks, en güzel lokanta, bar ve butiklerine yürüme mesafesinde olan Colaba bölgesinde.

1903’te inşa edilen saray otel bugüne kadar Hindistan’ı ziyaret eden devlet büyüklerini, Maharajaları, ünlü sanatçıları, Kraliyet ailelerini ağırlamış. Saray bölümünün ortasında bulunan tarihi merdiveni, tropik bitkilerle örtülü terası, yüzme havuzu, tarihe tanıklık etmiş koridorları, altında yer alan onlarca şık butiği ve içinde bulunan çeşitli restoranları ile kısaca “Mumbai’nin kralı benim” diyen bir yer.

Dhobi Ghat
Taj Mahal Palace
Bombay Canteen
Bungalow 8
Good Earth

Mumbai’de yemek için seçenek bol.

Benim tavsiyem, enfes deniz mahsulleri sunan ufak bir esnaf lokantası olan Trishna’dan başlamanız. Burada tattığım bol sarmısaklı Crab’in tadı hala damağımda. Yeni gelişen Lower Parel bölgesinde eski bir tekstil fabrikası dönüştürülerek açılan Bombay Canteen ise ikinci durağınız olmalı. Renkli bir art deco ortamı içinde, son derece neşeli ve genç müşterilere modernize edilmiş Hint mutfağı sunuyor. Öğle veya akşam fark etmez, her daim dolu ve canlı… Özellikle akşam için Four Seasons Otel’in içindeki SanQi Asya ağırlıklı yemekleri, açık mutfağı ve şık barı ile en doğru seçim olacak. Biraz uzakta kalmakla birlikte, Grand Hyatt Mumbai’de bulunan China House ve Taj Mahal Palace’daki Hint restoranı Masala Kraft ise akşam yemekleri için diğer seçenekleriniz olabilir. Coloba bölgesi çok hoş cafelerle dolu. Bunların içinde The Pantry en hip olanı.

Şık butiklerin merkezi de olan Mumbai’de alışveriş oldukça zevkli. Sanayi bölgesinin içinde ayakkabılarınızı çıkararak girdiğiniz Bungalow 8 en çok alışveriş ettiğim dükkan oldu. New York’ta okuduktan sonra Mumabi’ye dönen Maithili Ahluwalia’nın açtığı bu şık dükkanda çağdaş Hint kıyafet, ayakkabı, takı ve objeleri yer alıyor. Ensemble butik de yerel tasarımcıların imzasını taşıyan giysi, ayakkabı ve aksesuarlar satıyor. Le Mill için ise ise Mumbai’nin Colette veya Corsa Como 10’i diyebilirim. İçinde ünlü mücevher markası Gem Palace’ın da yer aldığı Le Mill’de hem uluslararası hem de yerel markalar var. Ev eşyaları almak isteyenler içinse Good Earth (St Regis Otel’in yanında bulunan) iki katlı dev mağazası ve içinde bulunan Tasting Room restoranı ile neredeyse yarım gününüzü geçirebileceğiniz bir vaha. Hindistan’a ait her şeyi ucuza bulabilmeniz için FabIndia ve biraz macera diyorsanız eski adı Hırsızlar Pazarı olan, çalıntı eşyaların satıldığı  Chor Bazaar sizi bekliyor. Sadece geleneksel Sari ve düğün kıyafetleri satsa da Sabyasachi’nin inanılmaz dünyasına uğramadan dönmemenizi tavsiye ederim. Coloba bölgesinde eski bir binada bulunan iki katlı dükkanın tasarımı da giysiler gibi Sabyasachi Mukherje’ye ait. Girer girmez sizi kıpkırmızı el halıları, onlarca avize, aynalar, duvar tabakları ve tablolar karşılıyor. Anlatılmaz yaşanır bir dünya, kısacası…

Özlem Avcıoğlu

http://travelmodus.com/

DM Bavul: Mumbai İçin Öneriler

Benzer Yazılar