‘Mindful’ Sonbahar

Artık iki dostun dertleşmesi bile değişti. Birbirimize “anda kalma”yı, kötü duygu ve düşüncelerimizi de kucaklamayı önerir olduk.

Belki de hepimiz içten içe dışarda sürekli pompalanan “good vibes only” yaklaşımının biraz fazla iyimser olduğunu hissetmeye başladık. Peki literatürdeki adı “mindfulness” olan ve farkındalığı ön plana alana bu akım nedir?

Konunun çıkış noktası Budizm olsa da mindfulness dini bir yaklaşım değil; aksine bugün dünyanın önde gelen birçok üniversitesinde üzerine çalışmalar yapılan, hatta merkezler kurularak depresyon tedavisinden, kronik ağrı şikayetine birçok bir rahatsızlığın tedavisinde destek alınan bir araçtır.

Türkçe’ye “bilinçli farkındalık” olarak geçirilmiş bu kavram, şu anı olduğu gibi farketme  prensibinden ortaya çıkar. Ancak fark etmek yeterli değildir, koşulsuz biçimde kabul ikinci olmazsa olmazdır. Yani mevcut anı bilinçli bir akıl ve şefkat dolu bir kalple algılamaktır. Bir örnek vermek gerekirse, o gün kötü bir deneyim yaşamış olmak tüm gününüzü o ana takılı kalarak geçirmek anlamına gelmemeli. Bilinçli farkındalık, kötü bir şey yaşadığınızı kabul edip, yaşadığınız deneyimle gelen düşünce ve hisleri kabul ettikten sonra -günün geri kalanında bu duygu ve düşünceler zihninizin bir köşesinde olsa da- kendinizi nazikçe tekrar ve tekrar bu ana geri getirme becerisidir. Bu beceriyi geliştirmek bir günde olmuyor elbette. Günümüzde sayıları oldukça artan mindfulness kurslarına katılarak bolca farkındalık egzersizi ve meditasyon tekniği öğrenebilir, stresli durumlarda zihninizin sizi ele geçirmesini engelleyebilirsiniz.

Tıpkı 1970’lerin sonunda mindfulness kavramıyla bizi ilk kez tanıştıran  Prof. Dr. Jon Kabat Zinn’in dediği gibi “Dalgaları durduramazsın ama sörf yapmayı öğrenebilirsin.” 

Herkese mindfull bir sonbahar dileriz!

Benzer Yazılar