Kadın ve Korse, Bitmeyen Güç Savaşı

[supsystic-social-sharing id=’1′]

Korseler, 1947’de Christian Dior ile modern çağın moda endüstrisinde yer buldu. Yeni sezon koleksiyonlarında da korselere rastlıyoruz. Ama aslında hikaye çok eski. Kadınların dünyasında korsenin varlığı, işlevi ve ilettiği mesajlar yüzyıllar öncesine kadar gidiyor.

Dior’un korseleri kadınların bel bölgelerini inceltip, ‘ideal’ feminen görüntüyü ortaya çıkarmak üzere tasarlanmıştı. Amaç yalnızca güzel bir silüet yaratmaktı. Oysa, bir zamanlar, korseler çok daha fazlasını anlatıyordu. Özellikle, kabarık uzun etekler ile kombinlenen korseler, statü sembolü sayılırdı. Bu kombini giyen kadınlar çalışmazlar, evlerinin kadını olurlardı. Giyemeyenlerin ise çalışan kadınlar, çoğunlukla yoksul işçiler oldukları anlaşılırdı.

17’ci yüzyılda Avrupa’da yaygın olan bakışa göre, korselerin ahlaki açıdan da sembolik işlevleri vardı. Kadınları zapt etmek, özgürlüklerini kısıtlamak için erkekler tarafından üretiliyorlardı. Eşleri tarafından sıkı sıkı korsenin içine bağlanan kadınlar, bir nevi onların boyundurluğu altına girmiş oluyorlardı.

Sonra işler değişti. 18. yüzyılda korsenin erkek silüetlerini düzgün gösterdiği keşfedildi. Terziliğin henüz çok gelişmemiş olduğu bu dönemde, Avrupalı erkekler şık duruşu korsede aramaya başladı.

Ancak, daha tutucu bir dönem olan 19’cu yüzyıla gelindiğinde erkeklerin korse giymesi eşcinsellik olarak algılanmaya başladı. Maalesef tutucular galip geldi, korseler kaybetti.

20. yüzyılda korseler sağlık sorunları dışında nadiren rağbet görürken… 1989 yılında Jean Paul Gaultier’in Madonna’ya meşhur pembe konik sütyenli korseyi giydirmesi ile yeniden yıldızı parlayan korse, feminenlikten çok feminizmin sembolü haline geldi.

Günümüzde tekrar hayatımıza giren korseler belli ki eskisi gibi gardropların vazgeçilmezi olmayacak. Bu sezon defilelerde gördüğümüz gibi daha çok silüeti iyileştirmek için kullanılacaklar ya da korseden esinlenmiş çapraz bağlamalı aksesuarlar, elbiseler ve uzun botlar olarak karşımıza çıkacaklar.

Ama hiçbir koşulda 17. yüzyıla geri dönüş yok! Tarihe inat artık kadınlar korseyi kendi özgürlüklerinin bir ifadesi olarak giyiyorlar ve bağlarını kendi ellerinde tutuyorlar.

Benzer Yazılar