Hâlâ… Ece de Güzel, Gece de…

Memleket 80’leri yaşıyor… İstanbul’da bar kültürü henüz yok. Eğlence mekanları gece saat 11 dedin mi ufak ufak ‘güle güle’ diyor müşterilerine. O mekanların başrolündekiler de erkekler zaten.

Kadınların geceleri yalnız başlarına dışarı çıkmaları diye bir şey yok, olsa bile kadın kadına gidebilecekleri yer yok. Belki bugünün gençlerine bir çeşit ‘bilim kurgu’ gibi gelecek ama vaziyet böyle şehri İstanbul’da.

Hal böyleyken, genç bir kadın, Ece Aksoy çıkıyor ve sabaha kadar eğlencenin sürdüğü, insanların canlı müzik eşliğinde dans ettikleri, kadınların kendi başlarına takılabilecekleri bir yer açıyor. Etiler’de dönemin gözdesi olan Stüdyo 54’ün bir katında açılan bu mekan adını sahibinden alıyor: Ece Bar.

Ece Bar’ın açıldığı gece trafik tıkanıyor Etiler’de. Yazarlar, çizerler, gazeteciler, reklamcılar müdavimi oluyor Ece’nin. Caz yapılıyor, dans ediliyor sabahın ilk ışıklarına kadar… Şehrin gece hayatına damgasını vuracak olan efsane 1983’te işte böyle doğuyor;

‘’Can Baba ‘höyt’ narasını atıp sahneye fırladı’’

Ve ilk Ece Bar unutulmayacak sayısız olaya, anıya ev sahipliği yapıyor. Hani ‘ah şu duvarların dili olsa da anlatsa’ derler ya, işte öyle hikayeler. Onların bazı ‘sakıncasız’ olanlarını röportajlarında anlatıyor Ece Aksoy:

‘’Metin Altıok’un ‘Kavaklar’ı ile, Kemal Burkay’ın ‘Gülümse’ şiirini çok severim. Hümeyra dahil bir sürü isme ‘bu iki şiiri şarkı yapsanıza’ diye yalvardım ama dinletemedim. Bir gece Sezen’e gösterince o iki şiir de şarkı oldu.” 

Ve bir başka gece:

‘’Atıl Ant, Can Yücel ve Yaşar Kemal aynı masadalardı. Can Baba orkestranın çaldığı müziği beğenmeyince “Göt gibi caz yapıyorsunuz” diyerek o meşhur ‘höyt’ narasını atıp sahneye fırladı. Dururlar mı; Atıl ile Yaşar da peşinden… Müziği susturdular, sahnede yere yatıp başladılar beden dilleriyle caz yapmaya. Herkes nutku tutulmuş, ağzı açık şekilde seyrediyor olan biteni. Ufacık pistte üç dev adam, mekanda çıt çıkmıyor. Bunlar yerde, tuhaf tuhaf hareketlerle vücutlarını bir enstrüman gibi kullanıp kendilerince ritim tutuyor. Muazzam bir sahneydi.’’

Edip Cansever’e şiirini okutuyor ama…

Aslında yazarlarla, şairlerle teşriki mesaisi çok daha erken Ece’nin. Daha İzmir’de lisedeyken öyküler, şiirler yazıyor. Niyeti, İstanbul’a okumaya gitmek ve Edip Cansever’lerle, Turgut Uyar’larla tanışmak… Ama hayat buna ancak 20’li yaşlarında izin veriyor. O dönem İstanbul’da ilk evliliğini yapacağı sıralarda, Papirüs Bar’a gidip gelmeye, hayranı olduğu isimlerle aynı masalarda oturmaya başlıyor. Hatta bir kere cesaret edip bir şiirini Edip Cansever’e okutuyor ama tepkisi beklediği gibi olmayınca bir daha kimseye göstermiyor yazdıklarını.

7 yıl süren serüvenden sonra bir gecede Etiler’deki Ece’yi kapatıp Arnavutköy’e taşınıyor. Ama sadece 1.5 yıl sürüyor buranın ömrü. Çünkü semt esnafı, “Ben kendi bildiğim yerden alışveriş yaparım” diyen Ece’nin mekanını yaşatmıyor. Bunun üzerine Kuruçeşme’deki “Aynalı Meyhane”yi açıyor. Burası da İstanbul boheminin uğrak yerlerinden biri haline geliyor yıllarca.

Evinde davet verir gibi

Ancak zamanla, mutfağa girip yemekler pişireceği küçük bir yer hayal etmeye başlıyor. Bir gün Asmalımescit’te bir işkembeci dükkanını gözüne kestiriyor. Ve 2007’den beri sevdiklerini orada doyuruyor. Kapı numarasından aldığı ismiyle ‘9’ diye de bilinen ama müdavimlerinin 30 küsur yıldır olduğu gibi sadece Ece diye andığı mekan adını da ruhunu da Ece Aksoy’dan alıyor. Müşteri kitlesi de yine yazarlar, çizerler, ressamlar ve tabii ki gazeteciler.

Ece Aksoy bir röportajında yaptığı işin sırrını şöyle anlatıyor: “Ece Bar’dayken evimde davet veriyormuş gibi hissederim.” Gelenler ‘müşteri’ değil ‘misafir’; işlettiği mekan ise sevdiği insanları bir arada görebildiği bir ev onun için… Zaten tıpkı eve gelen bir misafirin önüne konur misali, yemekler ve mezeler onun elinden çıkıyor.

Ve müdavimleri 80’lerden bu yana, ‘Ece de güzeldi, gece de’ demeye devam ediyor.

Menüden

1-Onno patates: “Onno patates”, Onno Tunç’un halka halka kestirip “Üzerine bol kekik serpelim, pirzola yemiş gibi oluruz” dediği patatesin adı.

2– Domatese kar yağdı: Domatese kar yağdı, Ece’nin salatası. Domates ile soğanı eksik bulup beyaz peynir rendelemiş üstüne, bakmış ki kar gibi duruyor: “Domatese kar yağdı” demiş.

3- O Şey: Ece Aksoy, Yıldırım Türker ile Uğur Yücel’e annesinin yaptığı işkembeyi anlatırken ortaya çıkmış. Kızarmış pide üzeri işkembe ve  sarmısaklı yoğurt… Türker ve Yücel, her geldiklerinde “O şeyden yok mu?” diye sorunca yemek menüye girmiş.

T.A.

Benzer Yazılar