DM Sohbet: Melis Göral

Aile mesleğini devam ettirmeye karar verdin, bu nasıl oldu?

Evet. Üniversite yıllarımda ilk başta, hemen mücevheri seçmemiştim. İlk bir sene güzel sanatlarda moda tasarımı okudum. Ama daha değerli bir materyale geçmek istedim. Çünkü yaptığım tasarımların bir sene sonra çöp olma duygusu beni çok rahatsız ediyordu. Kalıcı ve değerli bir materyalle çalışmak istedim o yüzden. Bölümümü üç senelik mücevher tasarımı bölümüyle değiştirdim. Babam da yıllardır mücevheratla uğraştığı için aslında benim için hem kolay hem zor oldu. Hem beni destekliyordu, hem de ona beğendirmek çok zor oluyordu. Okurken de anladım ki değerli bir şeylerle çalışmayı gerçekten seviyorum. En çok hoşuma giden ise, yüz yıl, iki yüz yıl sonra bile kasayı açtığınızda o parçanın aynen duruyor olması. Kalıcı ve zamansız olması çok hoşuma gidiyor.

Peki ilk ne tasarladın?

Lisedeyken kendime hayat hikayemle ilgili bir yüzük tasarlamıştım. Hatta o zaman Dior’un sallanan yüzükleri vardı. Halkalarından pırlantalar sallanırdı. Ben onun kendime uyarlanmış versiyonunu yapmıştım. Aquamarin’le kendi gözyaşımı yapmıştım, kalp kendi kalbim gibi düşünmüştüm. Kendi hikayemi yarattığım bir yüzük tasarlamıştım.

Sonrasında nasıl gelişti bu hikayeler?

İlk başta mücevher tasarlamak benim için satış amaçlı değildi. Başta bir ressamın resim yapması gibiydi. Sonradan tam bir işe, mesleğe dönüştü.

İlhamını nelerden alıyorsun?

Hep değişiyor. Yaptığım bir seyahatten etkileniyorum bazen. Son zamanlarda çocuklarımla geçirdiğim zamanlardan olabiliyor. Okuduğum bir kitap, izlediğim bir film… Her şey olabilir.

Yeni bir koleksiyon çıkartacaksın.

Aslında ben nerdeyse her hafta bir çizim yapıyorum. Onları biriktiriyorum. Uzun zamandır inciler çiziyordum. Şimdi 10-15 parça birikti ve toplu bir üretim yapıyorum. Bir koleksiyon yaratıyorum sonrasında.

İnciler neyi ifade ediyor senin için?

Mesela geçen yaz Sky Koleksiyonu’m çok renkliydi. Bu sene kıyafetler çok renkli olduğu için, takıda bembeyaz, pür, sade bir form istedim. O yüzden inciyi tercih ettim.

Art Deco’da çok etkili tasarımlarında…

Evet, geometrik formları çok seviyorum. Aslında art deco çizmek için başlamıyorum, ama çizerken bir şekilde ona kayıyor. Herhalde sevdiğim için o çizgide gidiyor her şey…

Senin mücevherlerini taşıyan kadınlar, nasıl kadınlar?

Bir kadının tasarıma önem vermesi çok hoşuma gidiyor. Bir kadın benden aldığı bir takıyı şehrin her yerinde kullanabilsin istiyorum. Mesela, parka gittiğinde de o takısını taşıyabilmeli, şık bir davete gittiğinde de taşıyabilmeli. Çünkü artık günlük hayatımız çok aktif geçiyor. Mesela kendi hayatımdan örnek vereyim. Şık bir yemekten bir anda çıkıp, bir alışveriş merkezine gidip arada bir şeyler alabiliyorum. Oradan çıkıp parka gidebiliyorum. O zamanlarda da yüzüğümü çevirmeyi gerektirmeyen, ya da küpemi saklamayı gerektirmeden taşıyabileceğim takılar yaratmayı seviyorum.

İleriye dönük hayallerin neler?

Koleksiyonlarımı 6 ay önceden yapıyormuşum gibi hissediyorum. Mesela bu sene pembe çok moda, benim geçen sene yaptığım koleksiyon pembeydi. Hissettiğim için mi bilmiyorum, ama bazen daha önden gidiyorum. O yüzden de hazır oluyor koleksiyonum. Belki inci bu sene o kadar popüler olmamasına rağmen seneye olacak. Ben direkt hissettiğimi tasarlıyorum. Tabii ki dergilere, vitrinlere bakıyorum. Ama, bu trend bu sene ben de bunu yapayım diye başlamıyorum. Gelecekte kolyeler her zaman çok olacak diye düşünüyorum. Uzun, oniks’li, incili, renkli taşlı…

Senin en favori tasarımın nedir?

Renk kullanmaya başladım. Çift renk kullanıyorum taşları şimdi. Zümrütle safiri karıştırıyorum, ya da yakutla safiri. Renkleri karıştırdığım koleksiyon daha çok hoşuma gidiyor.

Malzemelerini nasıl seçiyorsun?

Yarı değerli taşların renklerine bayıldığım için hep koleksiyonlarımda ay taşı, lapis lazuli, mercan kullanıyorum. Hepsini çok seviyorum. Bütün yarı değerli taşları kullanıyorum o yüzden. Özellikle taş almaya gittiğimde doyamıyorum bakmaya. İçimden hangi renkler geliyorsa onları seçiyorum.

O günlerin enerjisiyle bir ilgisi var mı?

Bence kesinlikle var.

Sonra bunların ötesinde başladığın ufak çizimlerde neler var?

Genelde  çok spor, günlük yapıyorum. Ama bu aralar düğüne giderken de senin takılarından takmak istiyoruz diyorlar. Ya da özel bir davete… O yüzden de daha uzun, belirgin küpeler, yüzüklerde daha büyük boyutlar çalışıyorum. Uzaktan da dikkat çeksin istiyor insanlar. Her şeyin boyutunu bu ara daha da büyütüyorum, ebat olarak.

Modayla birlikte mücevherler de büyüdü sanki…

Evet. Ama değerli materyallerde o gördüğümüz defilelerdeki kadar büyük parçalar tasarlamak satış odaklı olmuyor. Yüksek maliyetli oluyor. Zaten ben yaptığım işler mücevher mücevher kalsın istiyorum. İşçiliği olsun, özel kesim taşlar olsun… Her taşımı özel kesim kullanıyorum, hazır kesilmiş hiçbir taşı kullanmıyorum.

Boş kalan vakitlerinde nelerle ilgileniyorsun?

Çok az boş vaktim kalıyor maalesef. Bir tanesi 2,5 yaşında, bir tanesi de 5 aylık olan iki tane bebeğim var. Sabah 12’ye kadar hep onlarlayım. Birini okula bırakıyorum, sonra diğeriyle ilgileniyorum. 12’den sonra işe geliyorum. Boş kalan bütün vakitlerimde de dünyayı gezmek istiyorum. Olabildiğince seyahat ediyorum eşimle. Farklı yerler görmek bana çok ilham veriyor. Farklı mevsimlerde olmak bile, döndüğümde yeni bir koleksiyon yaratma isteği yaratıyor bende.

Benzer Yazılar