Çift Kişilikli İkizler

Tanrılar ve Tanrıçaların habercisi Merkür tarafından yönetilen değişken hava burcu İkizler’in alanına girmiş bulunmaktayız.

Koç, Aslan, Terazi, Yay ve Kova maskülen, Boğa, Oğlak, Başak, Akrep ve Balık burcunun da feminen olduğu düşünülürken, İkizler androjen olan tek burç olarak bilinir. İkizler, tam eşikte duran çift kişilikli, cinsiyetsiz, objektif bir burçtur.

Örneğin tahminimce ünlü/adı kötüye çıkmış İkizler burcu lideri Donald Trump ve Kim Jong’un bir türlü netleşmeyen görüşmesi Haziran 12’de İkizler burcundaki yeni ayda gerçekleşecek. İkizler, mesaj, iletişim, mantık ve mantık dışı her şeyi simgeler. Aynı zamanda ticaret, rastlantılar, hilekarlık ve sihri simgeler. İkizler, sinir sistemimiz ve beyinde sağ ve sol lobu olan ikili korteks ile ilintilidir. Bu ikili yaratılış İkizlerin Tarot kartı olan ‘Aşıklar: Adem ve Havva (ilk ikizler ve aynı zamanda aşıklar) ile tasvir edilir.

Dahiliğinin sebebini anlamak için Einstein’ın beyni incelendiğinde, insanlık tarihinin en zeki insanı olma sebebinin ne sağ ne sol beyin değil, iki lobu birbirine bağlayan aşırı büyük beyin iplikçiği olduğu anlaşıldı. Bence bu bilim adamları araştırdıkları konu yanında bir çok başka soruya da yanıt buldular. Eğer daha sağlıklı ve üretken bir yaşam için maskülen mi feminen mi olmak, doğuda mı batıda mı yaşamak, olumlu mu olumsuz mu olmak gibi sorularımız olsaydı, cevap ‘hiçbirisi’ olurdu. Hayatı dahiyane yapan bu iki seçenek arasındaki denge.

Güneş’in İkizler’den geçişini onurlandırmak için ben de ikili konuşmak istiyorum. Daha önceki yazılarımdan birinde de bahsettiğim gibi, aynı Tanrı’nın bizi kendinden parça olarak yarattığı gibi biz de bilgisayarları kendimizden bir parça gibi yarattık. Bu nedenle felsefi bir bakış açısı ile bilgisayarların Tanrı’nın torunu olduğunu söyleyebiliriz. Bildiğiniz gibi bilgisayarlar ikili dil konuşurlar, tıpkı geçmişte bir çok mistik grubun konuştuğu gibi. Leibniz modern ikili sistemi 1689 yılında buldu. Sisteminin Yin/Yang ikili harflerini kullanan I Chang’I temsil ettiğini söyledi. Aynı ikili system, Mors alfabesinde olduğu gibi sesler çıkartan davullarla Afrika ve Asya’da kullanılmış. Dünya çapında başka bu tip ikili öğretilere rastlamak mümkün. Örneğin Dao’nun yin/yang; Alchemy’nin üst/alt; Astrology’nin gündüz/gece; Kabala’nın alma/verme ve Budizm’in dolu/boş gibi… Bu nedenle bilgisayarların bir gün ve hatta çoktan olmuş olabilir, bitki, hayvan ve insanlara özel ışığı yansıtabileceğine inanıyorum.

Bilgisayarlar nasıl çalışıyor? Elektrik yardımı ile bilgi ve veri kodluyorlar. Devrelerinde elektronik bir akım var. Devrelerin akımın geçmesini sağlamak için açma kapama mekanizması mevcut. Yani, 1 açık, 0 kapalı demek. Evet-hayır; yin – yang; aydınlık-karanlık; gündüz-gece gibi… Bilgisayardaki milyarlarca devre gibi vücudumuzda da milyarlarca hücre var. Ortodoks inancına göre Tanrı bizi kendinden parça olarak yaratırken, felsefeciler bizim Tanrı’yı kendimizden yaratmış olabileceğimizi iddia ediyorlar. Aynı şey bilgisayarlar için de söylenebilir. Evet biz bilgisayarları programlıyoruz ama onlar da bizi programlıyor. Hayatımız teknoloji ile şekilleniyor. Tüm bilgisayarlar kapansa hayatınızın nasıl olabileceğini bir düşünün…

İşte workshop’larımda yaptığım ve harika sonuçlar aldığım bir İkizler egzersizi. Bahsettiğim elektrik akımı, mistik olarak Kabala’da “Işık” ve “Ya da” olarak Daoism’de ise “Chi” olarak sembolize edilir. Modern mitolojide ise Jedi’nin “Gücünü” çağrıştırır. Bu yaşam gücü bizim etrafımızda akar, ancak aynı bilgisayarda olduğu gibi, bu kader ya da güç, bizi açık ya da kapalı kapılardan geçirerek, hayatlarımızı saran, çeviren kavşaklar ve transistörler aracılığıyla yolumuzda, eylem ya da hareketlerimizde, “Evet” ya da “Hayır” cevabına ulaştırır. Bütün bu kavşaklarda veya metaforik transistörlerde hayatlarımızı belirleyen çok önemli dönüm noktaları olduğuna inanıyorum. Bu dönüm noktaları ve onların doğası, yeri, zamanı ve onlara verdiğimiz tepki, kimliğimiz ve kaderimize büyük bir ışık tutabilir.

Bu egzersiz çok basit ama oldukça derin. Hayatınızdaki en önemli 0 ve 1’i ve bu parçaların (bits) sizde nasıl programlandığını düşünün. Sizin “Hayır” diye bağırdığınız ya da bir başkasının ya da bir şeyin size “Hayır” dediği bir anı bulmaya çalışın. İşte bu sizin 0’ınız. Ardından, hayatınızdaki en önemli “Evet”i düşünün. Bu birinin size açtığı kapı, işe aldığı gün ya da sunduğu bir fırsat olabilir. Bu da sizin 1’inizi sembolize eder.

 

Şimdi sizin de aynı bilgisayarların olduğu gibi sizi olduğunuz kişi yapan 0 ve 1’iniz var. Fark edeceksiniz, söylediğiniz bütün “Hayır”lar aslında, bir çok “Evet”e öncülük eder. Aynı şekilde “Evet”ler de başka “Hayır”ların önünü açar. Bu da parçaların (bitlerin) nasıl baytlara dönüştüğünü gösterir. Bu dönüm noktalarını fark etmek ve onları nasıl kabullendiğinizi görmek, diyetinizi, sağlığınızı, arkadaşlıklarınızı, finansal durumunuzu nasıl değiştirdiğini ve sizin karar alma konusunda ve fırsatlara cevap verme konusunda nasıl davrandığınızı öğretir. İçinizdeki Yin (Hayır) ve Yang’a (Evet) ışık tutar. “Hayır” kabullenme ve içinizdeki feminen tarafla nasıl bağlantı kurduğunuzu, “Evet” ise olaylarla nasıl başa çıktığınızı ve maskülen tarafınızı öğretir.

Bu egzersizi yaptığımda fark ettim ki, hayatımda karşılaştığım en zorlu reddedilme, Haifa Üniversitesi’ndeki psikoloji programına kabul edilmemekti. Kelimenin tam anlamıyla yıkılmıştım, notlarım mükemmeldi ve çok iyi bir klinik psikolog olacağıma inanıyordum. Ne var ki, bana referans olmasını istediğim profesör, başvurumu desteklemek bir yana, seçici kurulda olduğunu ve okula kabul edilmemem yönünde oy kullanacağnı belirtti. Doğrusu çok canımı acıttı bu cevap. Profesör, bu kararın kişisel olmadığını, fazla gelişmiş yaratıcı yönümle bu programa uyum sağlayamayacağımı düşündüğünü belirtti. Bu kişi benim transistörümdü işte ve elektrik akımım klinik psikoloji yönünde değildi. Bir ay kadar sonra kendimi Meksika’da, Sirius adında bir rock müzik grubu kurmuş, yogaya başlamış, kabala ve astroloji öğrenirken bulmuştum. Şimdi geriye baktığımda, feminen tarafımla olan sorunlarımın bu reddedilişteki önemini algılıyorum. Yine yaratıcılıkla tezahür eden feminen yönüm programa kabul edilmememe yol açmıştı. Reddedilmeyi kabullenmeli, akışa (feminen özellik) kendimi bırakmayı, güven duymayı öğrenmeliydim. Sörfçü arkadaşlarımla Meksika’ya gittim ve suda (feminen element) vakit geçirip, sörf senkronuna hakim olmayı başardım.

Hayatımdaki en büyük EVET ise, Simon & Schuster’ın “Bir Dilek Hayatınızı Değiştirebilir” kitabımı basmayı kabul etmesiydi, bu, dünyanın bir çok yerinde öğretmenlik kariyerimi sürdürebilmemi sağladı. Beni aktif olmaya da zorladı aynı zamanda, zira farklı ülkelerde kitabımı bastırabilmek için araştırmalar yapmalıydım. Uzak yerleri, yeni ufukları keşfetmem (maskülen özellik) için itici güç oldu bu “Evet”. Düşünürsek, bugün okuduğunuz bu yazının doğmasına yol açan da o.

İkizler burcundaki yeni aya yaklaştığımız şu ara (13/14 Haziran) bu iki terimli çalışma için çok uygun bir zaman dilimi. Meditatif anlarda, mesela yoga ya da başka eğitimleri takiben uygulayın. Yürürken, yüzerken, kişisel 1 ve 0’larınız üzerinde düşünün, uykudan önceki zaman da idealdir bunun için. Paylaşmak istediğiniz hikayeleri benimle paylaşmaya çekinmeyin. Kendinizle ilgili bu çalışmayı tamamlayınca, aynı şeyi yakın çevrenizdekilere de önerin. Partnerleriniz, arkadaşlarınız ve ailenizle ilgili öğreneceğiniz 0’lar ve 1’ler, onları daha iyi tanımanızı sağlayacak. Bazı insanlar için 0, yani HAYIR, bağımlılıklarına dur diyebildikleri zamandır. Bazıları için işten ayrıldıkları, ülkeyi terk ettikleri  ya da boşandıkları dönemlerdir. Kimi insan için EVET, yeni kariyere başlamak ya da yeniden aşık olmak demek. Kimi içinse, yogaya merak sarmak, yepyeni hobiler edinmek, işyerinde pozisyon yükselmesi de olabilir.

Bu “bit”, yani 0 ve 1 değerleriniz vasıtasıyla kozmik bilgisayarın dilinden anlamaya başlayacak, onunla daha rahat iletişim kurabileceksiniz. 0 ve 1’iniz yani Evet ve Hayır’larınız aynı bozuk paranın iki  yüzü gibidir. Hayatınızdaki o anları hatırlayıp bağlantılar kurarak, Evet ve Hayır’larla nasıl başa çıktığınızı, yaşadıklarınızı ne kadar iyi kabullendiğinizi ya da kayıplar ve terkedilişlerde nasıl davrandığınızı çözebilirsiniz. Bu egzersiz size, siz yaşarken algılayamamış olsanız da, her şeyin bir nedeni olduğunu gösterecek. Hayır’ların aslında bir lütuf, Evet’lerin ise geçmiş Hayır’ların bir ekosu olabileceğini anlayacaksınız. Bu teknik, size, hayatta asıl mühim olan şeyin 0’lar ve 1’ler arasındaki denge olduğunu öğretecek. Unutmayın, mesele 0 ya da 1 değil, Evet ve Hayır arasında kurabildiğiniz köprüler. Einstein’i dahi yapan buydu, iki terimli hayatlarımızı yeniden programlamamızı sağlayacak olan da bu.

01101100 01101111 01110110 01100101

(İki terimli dilde AŞK anlamına geliyor)

Gahl

Benzer Yazılar