2017 İlkbahar/Yaz Paris Couture Haftası

Paris ve Couture Haftası… Moda dünyasında birbirine daha çok yakışan başka bir ikili bulmak neredeyse imkansız.

Dünyanın en stil sahibi şehri ve sektörün en gösterişli defileleri… Bu sezon ise, baştan sona, 22 Aralık’ta hayatını kaybeden İtalyan Vogue editörü Franca Sozzani’nin izlerini taşıyordu.

Yeni nesil couture bu sezon neler vaad ediyor görmek için, tasarım dünyasında keşfe çıkıyoruz.

Fotoğraflar: Getty Images Turkey

Valentino

Şov, kreatif director Piearpaolo Piccioli’nin, Sozzani için bir dakikalık saygı duruşu ricasıyla başladı. Ardından ise, Valentino, Yunan Tanrıçalarına gönderme yapar nitelikteki koleksiyonuyla izleyicilerini bambaşka bir atmosfere sürükledi. Straplez üstler, maxi boydaki uçuşan, şifon ve pilili elbiseler… Vücuda oturmayan, bol formlar ise koleksiyonun çıkış noktasıydı.

Koleksiyondaki parçaların sandaletlerle tamamlanması ise Valentino’nun klas ve romantik havasıyla tezatlık oluşturuyordu. Bu styling bazı moda severler tarafından eleştirilse de, aslında moda dünyasının kalıplardan ve klişelerden uzak durduğu zaman da elegan tanımlar sunabileceğini kanıtlar nitelikteydi.

Chanel

Defilenin en çarpıcı detayı, Coco Chanel’in senelerce kullandığı aynalı ofisin podyuma taşınması oldu. Aynalar elbiselerin pırıltısıyla hoş bir uyum içerisindeydi. Karl Lagerferld Couture koleksiyonunun çıkış noktasının 20. Yüzyılda yaşamış iki ikon isim olduğunu belirtti: Syrie Maugham ve Alberto Giacometti… Gece kıyafetlerinde bolca kullanılan parıltılar Maugham’ın aynalı dekorasyonlarından ilham alınarak hazırlanmıştı.

Chanel’in imzası niteliğindeki takımlar ise, Giacometti’nin “Spoon Woman” isimli eserini yansıtıyordu. Yükselen etek belleri, ceketlerdeki etek uçlarının çan formda oluşu ve bellerin kemerle detaylandırılması, bu eserden alınan ilhamı yansıtıyordu.

Elie Saab

İlhamını mısır sinemasının altın çağından alan koleksiyon, kendini prenses gibi hissetmek isteyen kadınlara hitap ediyordu. Kırmızı halıya özel olarak hazırlanmış gibi duran koleksiyonda, nude tül detayları, tüller üzerine yapılan işlemeler, gümüş ve altın dokunuşlar ve mavinin farklı tonlarının kullanımı öne çıktı.İşlemeler arasında sıkça kullanılan ve “evil eye” olarak bilinen göz motifi ise dikkat çeken bir diğer detay oldu.

Podyumda kullanılan saç bantları ve mücevherler ile de Cleopatra stiline gönderme yapıldı.

Elie Saab’ın Couture koleksiyonu, moda dünyası için çok beklenmedik tarzda olmasa da, doğuya özgü dokunuşlar ve geometrik kristal formlar marka adına başarılı bir yenilik olarak nitelendirildi.

Christian Dior

Dior’un Maria Grazia direktörlüğündeki ilk couture defilesi merakla beklenen defilelerden bir tanesiydi. Grazia’nın Bahar 2017 için hazırladığı koleksiyon çok konuşulmuş, feminizm mesajlarıyla sunduğu tişörtleri ise Dior tarihinde bir ilk olmuştu.

Bu defa ise, botanik bahçesi haline getirilen podyumda sunduğu siyah ağırlıklı koleksiyonla tezatlığın içerisindeki güzelliği gözler önüne serdi. Bunu yaparken de yine politik mesaj vermekten kaçınmadı. Detaylara gösterdiği önem ve floral etki ile markanın köklerine olan sadakatinin de altını çizdi.

Grazia, Franca Sozzani’ye adadığı koleksiyonunu kendi ağzından şu sözlerle anlattı: “ Chrsitian Dior, YSL, Marc Bohan ve Ferré’nin geleneksel Couture anlayışından daha farklı görüşleri vardı. Ben de bu koleksiyonumla benim için Couture ne demek onu göstermek istedim”.

Iris Van Herpen

Markayı, diğer tasarım markalarından ayıran en önemli özellik, yenilikçi teknikleri ve desenleri kusursuz işçiliğiyle birleştirmesi. Couture koleksiyonu bilgisayar yoluyla tasarlanmış, ancak tamamen el işçiliğiyle dikilmiş ve boyanmış. Kıyafetlerin çoğu pek giyilebilir durmasa da, markanın sanat eseri tadındaki tasarımları oldukça büyüleciydi.

Defilenin en çok eleştirilen yönü ise, podyum ışıklandırmasındaki zayıflıktı. Profesyonel fotoğrafçılar iyi kareler yakaladı ama birçok izleyici podyumdaki detayları görmekte zorlandı.

Giambattista Valli

Koleksiyon, dünyayı gezerken giyeceği kıyafetleri bavulunda çıkartan bir kızın hikayesi olarak sahnelendi. Özellikle yaratılmış kırışıklıklar, ipek, saten ve işlemelere farklı bir yorum kattı. Elbiselerde, önü kısa arkası uzun modeller öne çıkarken, cesur renk seçimleri de koleksiyonu özgünleştirdi.

Jean Paul Gaultier

80’lerden ilham alınarak hazırlanmış koleksiyonda, vatkalı omuzlar, bolero ceketler, şapkalar, çiçek desenleri ve altın parıltılar öne çıkan detaylardı.

Couture podyumlarında sıkça karşılaşılan volumlü elbiselere alternatif olarak Gaultier’nin koleksiyonu üç parçalı eşleştirmeler kullanılarak tasarlanmıştı. Takım elbiseler, deri pantolonlarla işlemeli üstler, transparan bluzlarla kalem etekler, Gaultier’in beklenmedik desenleri ve renkleri ile farklı bir hikaye yarattı.

Benzer Yazılar